Skip to content

Test araçları piyasasında neler oluyor?

20 yıl önce, 274658790_3474c1f724 1989 yılında start verilen Mercury Interactive , 10-15 sene gibi bir süre içinde WinRunner, Test Director ve QuickTest Professional gibi çözümleri ile kurumsal dünyanın kalbini çaldı ve bu efsanevi ürünleriyle kısa süre içinde milyar dolarlık bir deve dönüştü.

Bugüne kıyasla, Mercury işe başladığında, test aracı geliştirmek çok daha zordu. Test edilebilirlik hiçbir teknolojinin odağında değildi ve dolayısıyla her teknoloji üzerinde test için teker teker geliştirme yapmak gerekiyordu. Bu sebeple piyasada gelişmiş test otomasyonu ve yük testi araçları sınırlıydı.

Böyle bir ortamda Mercury, geniş yelpazede desteklediği teknolojiler ve kolay kullanıcı arabirimiyle kısacık zamanda piyasanın %80’ine yakınını elde etti. Böylesi dar bir sektörde Mercury’nin başı boş bırakılmayacağı belliydi. Biz IBM yada Microsoft’u beklerken 2006 yılında HP’nin Mercury’yi 4.6 milyar dolara alması, piyasanın fitilini yaktı.

Geliştirilmesi, pazar payları ile kıyaslandığında maliyetli olan test otomasyonu ve yük testi araçları, teknolojinin imkanlarının artmasıyla daha fazla firmanın beceri alanına giriverdi. Milenyumun başından beri yılda %30 büyüyen test araçları pazarı ağızları sulandırırken, yem de böyle lezzetli olunca, balıkların oltaya vurması fazla zaman almadı.

Yeni elde edilen teknolojik avantajı kullanan bazı firmalar, oyun alanını daha da daraltarak, ucuz fiyatlarıyla piyasaya yayılmaya başladılar. Göze batan AutomatedQA ve Radview gibi örnekler, devleri fiyat avantajlarıyla sıkıştırmaya başladılar.

Bu tip firmalar genel kullanılan teknolojiler ile test otomasyonu ve yük testlerine talip olurken eski dev üreticiler, marjinal sayılabilecek ama kurumsal alanda popüler teknolojilere yatırım yaparak piyasadaki baskılarını arttırdılar. Her ne kadar Web/HTTP için kolayca açık kaynaklı otomasyon ve yük araçları bulabilirken SAP, PeopleSoft, Oracle gibi kurumsal aktörlerin çözümlerinin test edilmesi, Citrix ve sanallaştırma gibi gibi kurumsal odaklı teknolojiler Mercury, IBM ve Borland gibi aktörlere fiyat rejimlerini sürdürebilecekleri yeni oyun alanları tanımladı.

Bu gidişatı fark eden Radview bayrak gemileri yük testi aracı WebLOAD’ı açık kaynaklı hale getirdi. Bunların yaşandığı 2005 yılında, IDC 2009 yılında ALM piyasasının 3.3 milyar dolar olacağını öngörüyordu.

İlgi artarken, açık kaynaklı yazılım tarafında ise Selenium, Watir, STAF, Fitness gibi sözü edilesi örnekler, özellikle çevik yöntemler ve test güdümlü geliştirme sayesinde popülerleşiyorlardı. Bu araçların yanında ayrıca onlarca hata yönetimi ve büyük aktörlerin hiç el atmadığı link kontrolü, veri üreticiler gibi birçok açık kaynaklı araç, kitlelerin hücumuna uğradı.

Bu öngörüler ve pazardaki kıpırdanmalar başkalarının da dikkatini çekti. Biz piyasaya ani bir giriş beklerken, Microsoft, IAutomation arabirimini duyurup yazılım testini de Visual Studio’nun ilgi alanına ekledi. Böylelikle eski kurt, şimdilik ileri yönelik bir yatırım ile test araçları piyasası aktörlerine göz dağı vermekle yetiniyordu.

Microsoft böyle temkinli ve zamanının gelmesini beklerken, geçen sene Micro Focus, Borland’ın arta kalanını ve Compuware’in test araçları bölümünü satın aldığını duyurdu. Acelesi olduğu belli olan Micro Focus bu alımı yaptığı sırada Borland ve Compuware’in pek parlak durumda olmadığı biliniyordu.

Microsoft birkaç yıl sonrasının oyun planlarını çizerken, Micro Focus açısından bu alım, pazar payı kapma amaçlı bir alımdı. Bir anlamda Microsoft alanda kendi geliştirici kitlesine ve momentumuna güvenirken Micro Focus, Borland ve Compuware’in borçlarını ödeyerek elde ettiği pazarın bedelini ödemeyi seçti.

Micro Focus’un halen ödemesi gereken diğer bir vebal ise aynı alanda Compuware’in ve Segue/Borland’ın geliştirdiği rakip ürünleri sürdürmek zorunda olmasıdır. Geliştirilme maliyeti yüksek bu alana giren Micro Focus’un bu kendi portföyündeki rakip ürünlerini ileride tek bir üründe birleştireceğini ve piyasadaki yerini sabitlemeye çalışacağını tahmin etmek hata olmaz sanırım.

Sonuç olarak fillerin son zamanlarda güreştiği bir piyasa, test araçları piyasası. Diğer taraftan ise gümbür gümbür gelen bir açık kaynak rüzgarı mevcut. Araç sağlayıcıları bu fil güreşinden sağ çıksalar bile, gelecekteki işleri zor olacağa benziyor.

Karşılaşacakları ilk sorun, açık kaynaklı araçların bu denli erişilebilir olduğu bir ekosistemde, gerçekten “araç” mantığından “çözüm” mantığına geçememek olabilir. Eskiden test otomasyonu ve yük testi aracı sattıran kaydet/işlet arabirimlerinin tek başına çözüm olmadığı artık daha erişilebilir ve deneyimlenmiş bir gerçek.

Diğer yandan bedava alternatiflerin becerilerinin bu denli artması ile test araçlarının mevcut kar marjlarının da etkileneceğini öngörebiliriz. Uzun vadede eğer araç sağlayıcıları kendi iş kollarını yeniden tanımlamazlar ise ar-ge masrafları altında ezilebilir ve bu piyasayı daha küçük ve özelleşmiş uygulamalara kaptırabilirler.

Geçen 10 yılın satışta itici gücü olan, test araçlarına ulaşım, bugün o denli kolaydır ki artık, teknolojiden bihaber olmak artık test aracı kullanmamanın en büyük sebebi değil. Bu sebeple bugün satış toplantılarında araç sağlayıcıları, artık farklı şeyler söylemek zorundadır.

Araç sağlayıcılar eğer gerçekten talep ettikleri on binlerce doları hakketmek istiyorlarsa bugün –test araçları gerçeğini de içeren- hayatımızın temel sorunlarımızı çözmeye talip olmalılar. Diğer türlü, zaten ulaşabileceğimiz test araçları İnternet’i doldurmuş durumda.

Mesela, bugün beni etkilenmek için;

  • Test aracı kullanmak hala çok büyük miktarda ilk emek gerektiriyor. Günümüzün çevik ve projeden projeye zıplayan test ekipleri için bu araçları kullanmanın ilk maliyetini düşürebilirler.
  • Test süreçlerinin en fazla kaynak tüketen aktiviteleri olan test ortamının kurulması, test datasının oluşturulması ve yönetimi konularında daha fazla otomasyon becerisi sunabilirler.
  • Test otomasyonu için bize KDT ve DDT destekleyen bir uygulama çatısı (İng.framework) sunabilirler mi yoksa her seferinde biz mi bunu geliştirmeliyiz? Artık test otomasyonunun a-be-ce’si sayılan bu tip araçları sunabilirler.
  • Eğer tamamlayıcı servis arıyorlarsa, bize uyumluluk testi için bulut işleme (İng. Claud Computing) hizmeti verebilirler. Biz de her ortamı teker teker kurmak zorunda kalmayız.

Kısacası, test aracı üreticileri artık bizleri gerçekten etkilemek zorunda. “Bak hocam, yaptığımın aynısını tekrar ediyor” demoları artık bizi etkilemiyor zira.

Yazılım testi araçları piyasayı büyümeye devam ederken test profesyonellerinin artık araçlardan beklentileri daha fazla. Önümüzdeki 5 sene modern test araçlarının yeniden şekilleneceği bir ortam olacak. Bulut işleme gibi devrimsel teknolojiler çok değişik araçlar yada servisler ile karşılaşmamızı sağlayabilir.

Tüm bu gelişmelerin biz test profesyonellerinin avantajına olacağını umarak sizlere iyi testler dilerim.


EkleBunu 
Sosyal Paylasim Butonu


One Comment

  1. Alp Şehiç wrote:

    Güzel yazı olmuş, teşekkürler…

    Thursday, December 10, 2009 at 11:33 am | Permalink

Post a Comment

Your email is never published nor shared.